-1-

İçime dönüyorum yine
Bavulumda özenle katlanmış düş kırıklarıyla
Dönmeyecektim ahdım vardı
İçimdeki sese gâlip gelmişti dünyanın bed sesi
Bile isteye şeytana kanmıştım
İçimde küçük hesapların huzuruyla
Ben de onlar gibi olurum sanmıştım
Sanmak ne büyük acı, yine yanılmıştım
-2-

Dışıma yenildim
İçimse sanki
günden güne karışan,
dağınık ve sisli bir düşünceler yumağı
Kimseye faydası olmayan,
hiçbir yaraya merhem olmayacak,
silik ve kasvetli bu yumağı
benden başkası çözemez artık
-3-

İçime dönüyorum yine
Kafiye değil anlam arıyorum artık
Gördüğümle yetinemiyorum
Duyduklarım kâfi gelmiyor
Anlam arıyorum
Fakat her şeyin bir anlamı olmamalı
Anlamsızlıkta bile anlam bulmaya çalışıyorum
Yaşamak ya bir anlam arayarak
ya da tüm anlamları reddederek kâbildir diyorum
Saçmalıyorum
Ama yine de aramayı seçiyorum
-4-

Yolculuk başlıyor bir anons sesiyle
Kimse bilmiyor bu sefer nereden nereye
Kimse sormuyor ne zaman bitecek diye
Tren kalkıyor
Camlara hatıralar aksediyor
Tren ilerliyor
Unutulan unutulmayan insanlar geçiyor
Tren gidiyor
Önce hayaller ardından kırıkları geliyor
-5-

Kaç yolculuk yaptım kim bilir
Hepsi hayallerle başlayan
Dönüşü olan, olmayan...
Vardığım, varamadığım...
Her yolculuk beni biraz daha ben yaparken
Hepsi de bir şeyler kopardı benden
Ne zaman daha çok bendim
Yoldan önce mi yoksa sonra mı?
Hiçbir zaman bilemedim
Ama her seferinde daha az garipsedim
-6-

Bazı yolculuklar vardır kalbe varan
Hayatın tüm olağanlığına karşı çıkan
Bir rüya gibi başlayıp
Her seferinde kâbusla sonlanan
Ben hep yanlış trene bindim
Bazen dökemedim içimdekileri
Bana yürekten bakan gözlere
Bazen de döktüm saçtım her şeyimi
Emin olmadığım yüreklere
Ve hep mağlup döndüm içime

20.03.2025 – Ankara